19 Temmuz 2011 Salı

Yapılması Gereken

Fenerbahçe yönetimi 15 gündür bekliyor; bekliyor ki birileri (artık kimse onlar) çıkıp yapılanlara dur desin. Böyle birşey olmayacak. Zaten karar verilmiş, mahkemesi olmayan bir soruşturma açılmış, psikolojik harekat son hız devam ediyor ve halkın gözünde suçlu hükmü çoktan verilmiş.

13 yıldır gelişen, büyüyen ve büyüten Fenerbahçe bu ülkeye çok geliyor. Sadece futbol kulubü değil ki, Spor Kulubü burası. Devlet elinden ya da yayıncı kuruluştan gelene bakmıyor ki bütçesi, kendi ekonomisi var. Stadı var, hem de Arena değil, sponsoru var, hem de yönlendirilmiş değil, insan gücü var, hem de çok etkili bir güç, planlıyor, uyguluyor ve denetliyor. Bir de Fenerbaçeliler var, esasında bu kulubün gerçek sahipleri. Her yerdeler, her zaman destekliyorlar ama asıl olarak bu bünyenin ekonomik gücünü oluşturuyorlar. Kombine, forma, çorap, etiket, vs, Fenerium ne satıyorsa gidip alıyorlar. Kendilerine alıyorlar, dostlarına alıyorlar, çoluk çocuklarına alıyorlar. Ve gururla anlatıyorlar. Bazı aklı evveller bu parayı verenleri müşteri olarak tanımlıyor. Müşteri başkasının malını alana denir, kendi malını alana değil. Fenerbahçe'nin kimsenin himmetine ihtiyacı yok yani. Bir de yönetenler bu gelen paraların ona buna peşkeş çekilmesini engelliyor. Bu güven çemberi kulubün ekonomik olarak büyümesini sağlıyor.

Kendi kendine yeten bu yapı diğerlerini hem kıskandırıyor hem de endişeye sevk ediyor. O yüzden senelerdir saldırıyorlar, basın ve federasyonlar vasıtasıyla, o yüzden herkes kamplara bölündü, Fenerbahçeliler ve diğerleri olarak, o yüzden her sene, her branşta bukalemun gibi renk ve takım değiştiriyorlar. Bu basın sayasinde bir nesil yetişti "nefreti sevgisine üstün gelen", takımı kazanınca değil Fenerbahçe kaybedince sevinen. Sonra da çıkıp "Ne oldu bize? Eskiden yan yana maç seyrederdik" diyorlar. Suçlusu da belli: Aziz Yıldırım. Aziz bey herşeye hükmetmek istiyormuş, yok onu dövdürmüş, yok bunu kovdurmuş, yok federasyonları kontrol etmiş. Sonra sokaklarda insanlar birbirine girince timsah gözyaşları döküyorlar.

Bu şekilde doldurulan ve kamplaşmış insanlar yapılan psikolojik harekatla kararlarını verdiler, Fenerbahçe suçlu. Bunlarla mücadele edilmez mi? Tabii ki edilir ama bu Fenerbahçe'ye yakışmaz. Fenerbahçe mağdur olamayacak kadar güçlü çünkü.

Fenerbahçe Yönetimi tüm haklarından vazgeçerek Bank Asya ligine düşürülmesini istemeli. Federasyonun karar almasını engelleyen "ya bunlar haklıysa, ben bu tazminatları nasıl öderim?" korkusunu da bir tazminat istemediğini belirterek dindirmeli. Bakın o zaman neler olur?

1. Şike soruşturması hemen biter, BJK, Trabzon ve diğerleri oldukları yerde kalırlar.
2. Lig Fenerbahçesiz başlar ve anında televizyon gelirleri iptal olur, çünkü hiçbir yayıncı Fenerbahçe'nin olmadığı lige 400 milyon dolar ödemez. (Soruşturma başından beri LİG TV iptalleri 60.000 adedi aşmıştır, ve Fenerbahçe düşerse bu altı sıfırlı olmaya başlar)
3. Yayın gelirlerini 2016 yılına kadar temlik ettirmiş güzide kuluplerimiz Trabzon, BJK ve GS batar ve devlet yardımı ister. Alışıklar zaten, Trabzon ve Beşiktaş örtülü ödenekten (bakınız Wikileaks belgeleri) GS ise fak fuk fondan para almıştır.
4. Tabii devletten para almak UEFA kriterlerine göre yasak olduğu için bütçelerini doğrultamayan bu güzide kuluplerimiz Avrupa'ya çıkamaz. Bilindiği üzere Fenerbahçe düşürülmezse UEFA hepimizi men edecekti Milliyet ve Habertürk gazetelerine göre. En azından bir işi de Fenerbahçesiz becermiş olurlar.
5. Federasyon iflasını ister, çünkü yayın gelirleri olmadan gelir payı alamaz ve zaten negatif olan bilançosunu taşıyamaz. Özerk bir kuruluş olarak devletten de yardım alamadığı için gereksiz personel evine, Trabzon'a döner.
6. Devamlı Fenerli medya diye bağırıp, kuluplerince beslenen aslan gibi medyamız da kendi söyler, kendi dinler. Bir süre sonra patronlar düşen satışlar ve reytingler yüzünden bu arkadaşları kapıya koyar.
7. Hakemler rahat eder, hata yaptıklarında bağlanacak biri kalmamıştır. Hakem hatası, hakem hatası olarak adlandırılır. Markus Merk evine döner. Mustafa Denizli de Lig TV stüdyoları dışında gülmeye devam eder.
8. Fenerbahçe Bank Asya ligini ihya eder, Fenerbahçeliler de devletin polisinden dayak yemeden belki bazı deplasmanlara gidebilirler.
9. Bir sene sonra geri döndüğümüzde de bu arkadaşlar akıllanmış ve bize ihtiyaçları olduğunu gönülden anlamış olurlar.

Ben geçen sene büyük bir stress içerisinde seyrettiğim maçların sonuçlarının önceden belirlenmiş olduğuna inanmak istemiyorum, ama ben böyle bir itham altında maçlara da gidemem. Aklanın gelin gibi saçma birşeyler de söyleyemem. Kim neyi aklayacak? Mahkemesi bile olmayan bir davanın sonuçlanmasını da bekleyemem. Fenerbahçe gider hangi ligde oynaması uygun görülüyorsa orada oynar. Orası da asıl lig olur. Ekonomik gerçekler de onlarla uğraşması gereken TemizLigci arkadaşlara kalır.


Milliyet

15 gündür asıp kesiyorlar, ortada delil yok. Şike yaptı diyorlar içeride futbolcu yok. Para verdi diyorlar, yan masada oturan sevgili gibi davranan polisler kaydetti diyorlar, yolda durdurup paraları saydık diyorlar, diyorlar oğlu diyorlar, ellerindeki olan olmayanı basına servis ediyorlar. Ediyorlar da, ellerinde galiba birşey yok. Dedikodu ve kendi iddialarından başka.

Bunlar bir söylese basın beş yazıyor. Yazıyor da sadece Fenerbahçe'yi yazıyor. İki Beşiktaşlının tutuklandığı gün Milliyet internet sitesi hala koğuş lideri Aziz Yıldırım'ı yazıyor. Diğerlerine 3 maymun oynanıyor. Sadri bey serbest diye haber çıkıyor aynı gazetede, ararsan buluyorsun ki kefaletle serbest. İbrahim Akın itiraf etti diyorlar, Fenerbahçe'den aldığı parayı itiraf etmiş, başka gazeteler iki gün sonra insafa gelip yazınca, arkadaşlar utanıp bir kenarda yazıyorlar, Akın'ın Adalı'dan aldığı iddia edilen atı. Tabii Beşiktaş ve Trabzonla ilgili herşey iddia, Fenerbahçe ise zaten yapmış.

Milliyet Gazetesi Fenerbahçe Acıbadem CEV finalini 3-2 kaybedip ikinci olduğunda da "Fenere Avrupa'da kupa hayal" diye yazmıştı. O zaman sadece Fenerbahçe düşmanlığından yazıyorlardı, şimdi düşmanlığın yanına çıkarı da eklemiş durumdalar. Şike yaptı, teşvik primi verdi diye bağıranların çoğunun zaten hayat gerçeği şike.

Milliyet Gazetesi eskiden "Halkın Sesi" idi. Artık "Sahibinin Sesi"

TARAFTAR?

Bir hayat biçimi
çok sıkı bir arkadaş
büyük mutluluk
daha büyük hüzün
anlaşılması zor bir ortaklık
hep verip, yine de çok sevdiğin
ne zaman gerekirse vakit bulduğun
hep en öne koyduğun
anlayanın paylaşabildiği
anlamayanın neler kaybettiği
kazanmanın en güzel hali
kaybetmenin en ağır biçimi
hüzün ve vakarın içiçe geçtiği
elinle tutamadan sevdiğin
bilmeyene anlatamadığın
kalbinde mi yoksa içinde mi?

Bize taraftar diyorlar. Ne kadar eksik bir tanım. Neyin taraftarıyız ki? Sahada, salonda, pistte formamızı giyenin mi? Yoksa o formanın mı? Ya da formanın üstündeki armanın mı? Kazanmanın veya kaybetmenin mi? Yahu biz taraftar değiliz, fanatik hiç değiliz, bizim hayatımız, içimiz ve dışımız Fenerbahçe. Fenerbahçe bizdir, biz de Fenerbahçe. İnsanın içinde taşıdığının taraftarı olması mümkün mü?

İçinde yaşatanlar bilir, hayatta herşey değişir Fenerbahçe değişmez.